Turkish
 
Bilgi
Karaçam PDF Yazdır e-Posta

Karaçam (Pinus nigra), Pinaceae (çamgiller) familyasından bir çam türü.

35-40 m boy yapar. Yaşlı bireylerde gövde derin çatlaklıdır, kalın ve esmer kabukları vardır. Bol reçineli tomurcuklar büyük, silindirik ve uçları sivri, tomurcuk pullarının kenarları kirpiklidir. Sürgün ucunda bulunan yapraklar tomurcuğa doğru yönelmiş olduğundan "çanak" görünümünde bir boşluk oluşturur. 4-8 cm uzunluğundaki iğne yapraklar koyu yeşil ve serttir Yumurtamsı konik görünümdeki kozalakları simetrik ve yok denecek kadar kısa saplıdır. Kozalak boyu 3 cm. civarındadır.

* Pinus nigra ssp.larico - Korsika karaçamı
* Pinus nigra ssp.nigra - Avusturya karaçamı
* Pinus nigra spp.nigra.var.caramanıca' - Anadolu karaçamı
* Pinus nigra ssp.salzmannii - Pirene karaçamı

 
Ormancılıkta Ölü Ağaç Kavramı PDF Yazdır e-Posta

Ağaçların yaşam süreleri diğer canlılara nazaran çok daha uzundur. Ormanları oluşturan ağaç türlerin çoğu doğal ortamlarında birkaç yüzyıl rahatça yaşayabilirler. Ancak bunu abartan ağaçlar da vardır. Öyle ki; 1963 yılında Amerika'nın Kaliforniya eyaletindeki Sierra Nevada'nın kuzeybatı yamaçlarında bir çam ağacının (Pinus longaeva) yaklaşık 4900 yaşında olduğu belirlenmiştir. Bilim adamları longaeva türü çam ağaçlarının potansiyel ömürlerinin 6000 yıl olduğunu belirtmektedirler. Aslında bir çok ağaç türünün doğal yaşam süresi Pinus longaeva'da olduğu gibi binlerce yıl olabilmektedir. Örneğin Japon Sediri (Cryptomeria japonica) ve Ejderha Ağacı (Dracaena draco) birkaç bin yıl ayakta kalabilen canlılardandır.


Yaşam süresi bu kadar uzun olabilen ağaçların ölümü, doğal süreç içerisinde yaşlanma, tepe kırılması, kabuk yaralanması, fırtına devirmeleri, yangın, kar kırmaları, komşu ağaç rekabeti, böcek ve mantarların yol açtığı zararlar nedeniyle olmaktadır. Ancak bütün bu doğal sebeplerin dışında İNSAN ELİYLE meydana gelen ölümler daha çoktur. Yukarıda sözünü ettiğimiz 4900 yaşındaki çam ağacı bile insanın motorlu testeresinden kurtulamamıştır...

Ancak insanoğlu ağacın odunundan yararlanmak için onu kesmek zorundadır. Aslında bu Modern Orman İşletmeciliği yöntemlerinin de doğal bir sonucudur ve ormandan odun üretmek için ağaçlar kesilirler...

Günümüz ormancılığında, işletmecilik gereği insan eliyle yaşamı sona eren ağaçlar, netice itibariyle ormana zarar vermeyecek şekilde bilimsel esaslar dahilinde planlı ve sistemli bir kesime tabi tutuldukları için bir sorun teşkil etmezler. Ancak insanın etkisi dışında doğal nedenlerle ölen ağaçların yarattığı bir ikilem vardır ve bu ikilem günümüz ormancılarını ve bilim adamlarını oldukça meşgul etmektedir. Bu ağaçlar ormanda mı bırakılmalı, yoksa temizlenerek orman dışına mı çıkarılmalıdır?...

Modern orman işletmeciliğinde ormanlardaki devrilmiş, kırılmış yada dikili durumdaki ölü ağaçlar hem kalan kısımlarından yararlanmak için hem de zararlı böceklerin üremesine yol açmasın diye temizlenirler. Bu bir yerde doğru bir davranıştır. Çünkü ormanlardaki ölü ağaçlarda üreyerek çok büyük sayılara ulaşan ve sonra diğer canlı ağaçlara da saldırıp kitle halinde ağaç ölümlerine yol açan Ips sexdentatus gibi kabuk böcekleri vardır. Bu böcekler normalde sekonder zararlıdır. Yani fizyolojik bakımdan ölü ve hasta ağaçları tercih ederler. Ormanlarda bu tip ağaçların çoğunlukta olması böcekte kitle üremesine yol açar. Milyonlarca sayıya ulaşan böcekler orman içerisinde uygun üreme ortamı sağlayan ölü ve hasta ağaçlar yetersiz kalınca sağlıklı ağaçlara da saldırmaya başlarlar. Bu ise orman için yangından çok daha beter bir tehlike demektir. Nitekim sözünü ettiğimiz Ips sexdentatus türü böcek Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 1928-1994 yılları arasında 1.216.250 m3 Doğu Ladininin ölmesine yol açmıştır... Bu yüzden ormancılar kırık, devrik ya da dikili haldeki hasta ve ölü ağaçları hemen ormandan temizlerler...

Ancak öte yandan ölü ağaçlar, ormanlar ve içinde barınan canlılar açısından gözardı edilemeyecek ölçüde gereklidirler ve biyolojik çeşitlilik açısından bulundukları ortama çok büyük katkı sağlarlar. Çünkü ormandaki bir ölü ağaç; algler, mantarlar, likenler, yosunlar, böcekler, kuşlar ve küçük memeli hayvanların özel yaşama alanı olarak işlev görür. Ölü ağacın insan eliyle orman dışına çıkarılması burada yaşayan canlılarının yaşama ortamının yok olması demektir... Bilim adamları, ölü ağaçların orman işletmeciliğinin bir gereği olarak ormanlardan temizlenmesi nedeniyle bir çok özel canlı türünün ya yok olduğunu ya da soyu tehlike altına giren türler listesine (kırmızı liste) girdiğini belirtmektedir...

Günümüzde doğanın ve ormanların korunması, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi kavramları uluslararası düzeyde ele alınan ve üzerinde hassasiyetle durulan konulardır. Nitekim 1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde kısaca UNCED diye adlandırılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı toplanmış ve bu konferansta ormanların ve ormancılığın çevre konusundaki hayati önemi bütün açıklığı ile ortaya konmuştur. Bu konferansta ilan edilen "Ormancılık Prensipleri" çerçevesinde biyolojik çeşitliliğin korunarak sürdürülmesi şart koşulmaktadır.

Sonuç itibariyle;

Günümüz ormancılığında ÖLÜ AĞAÇ kavramı oldukça önemli bir yer tutar. Doğal nedenlerle ölen ağaçların ormanda bırakılarak diğer canlılara yaşama ortamı sağlaması, biyolojik çeşitlilik açısından son derece gerekli olmasına karşın zararlı böceklerin kitle üremesi yapmasına da yol açabilmektedir. Arada çok hassas bir denge vardır ve bu dengeyi bozmadan herşeyin yolunda gitmesini sağlamak gerçekten kolay bir iş değildir...
 

 
Rekortmen Ağaçlar PDF Yazdır e-Posta

En Hacimli Ağaç:
Yeryüzünde yaşayan en hacimli varlık, Sequoia Ulusal Parkında (Kaliforniya, ABD) bulunan 85 metre yüksekliğindeki kaliforniya sekoyasıdır. (Sequoiadendron giganteum) "General Sherman" adı verilen bu ağacın gövdesinin çapı (yerden 1.52 m. yükseklikte) 24.32 metredir. Odunundan 5 milyar kibrit yapmak mümkündür. Yaprakları mavimsi yeşil olan bu ağacın kızılkahverengi kabukları yer yer 61 cm. kalınlığındadır. 1968 de yapılan resmi açıklamada bu ağacın ağırlığı 2030 ton olarak belirtilmiştir.

En Geniş Gövdeli Ağaç:
Meksika'nın Onaxaca eyaletinde bulunan "Santa Maria del Tule" adlı Montezuma selvisinin yerden 1.52 cm. yükseklikte gövde çapı 34.1 - 34.4 metredir. Etna dağı(Sicilya,İtalya) üzerinde bulunan ve "Yüz At Ağacı" adıyla anılan kestane ağacının ise gövde çapının 51 metre olduğu 1972 yılında açıklanmıştır.

En Hızlı Büyüyen Ağaç:
Botanik açıdan ağaçsı ot olarak sınıflandırılan Bambu sayılmazsa, dünyanın en hızlı büyüyen ağacı 17 Haziran 1974'te Malezya-Sabah'da dikildikten sonra 13 ayda 10.74 metre büyüyen bir "Albizzia falcata" dır... 30 metreyi en kısa sürede geçme rekoru 5 3/4 yılla Papua Yeni Gine'de bulunan bir Okaliptüs ağacınındır.

En Yavaş Büyüyen Ağaç:
Ağaçların büyümeleri büyük çapta koşullara bağlı olsa da, porsuk ve şimşir gibi türler herzaman yavaş büyürler. Bu konuda en aşırı örnek Kutup ağaç sınırı yakınlarında 98 yılda ancak 28 cm. büyüyebilen ve gövde çapı yalnızca 2.5 cm ye ulaşan bir Sitka Ladinidir.
 

 
Ağaçların yaşı nasıl belirlenir? PDF Yazdır e-Posta

Kesilmiş bir ağaç gövdesi üzerindeki halkaları çoğumuz biliyoruz. Bir ağacın yaşını belirlemek için öncelikle bu halkalardan yararlanırız. Aslında bu halkalar ağacın yaşı yanında daha birçok önemli bilgi barındırır.

Ağaç halkalarının varlığı mevsimlerle yakından ilişkilidir. Mevsimsel farklılıkların bulunduğu kuzey yarıkürede büyüme sürekli olmayıp, ilkbaharla birlikte hızlanır, yazın azalır. İşte bu büyüme hızı farklılğından dolayı ilkbaharda oluşan odun dokuları açık renkli, yazın oluşan odun dokuları ise koyu renkli halkalar şeklinde görülür. Bu durumda bir açık ve bir koyu renkli halka bir yıllık bir büyümeye karşılık gelir. Yıllık halkalar diye bilinen bu halkaların sayısı ağacın yaşını vermektedir.

Yıllık halkaların bize sunduğu bilgiler ağacın yaşı ile sınırlı değildir. Bu halkalar yardımıyla;

    * Arkeolojik kalıntıların tarihlenmesi
    * Geçmişte oluşan erozyon ve çökelim hızının belirlenmesi
    * Radyoaktif karbon yoluyla saptanan yaşların doğrulanması
    * Önemli orman zararlarının veya yangınların gerçekleştiği tarihlerin anlaşılması
    * Geçmişte yaşanan iklim değişikliklerinin ortaya konması mümkün olur...

Çok genel olarak yıllık büyüme halkalarının yardımıyla geçmişte yaşanmış tüm bu olayları belirlemeye çalışan bilim dalına Dendrokronoloji denmektedir. Yaşayan dikili haldeki bir ağacın yaşı Artım Burgusu denilen bir alet yardımıyla bulunur. Ormancılık çalışmalarındaki mühendislik esasları çerçevesinde yapılan ölçüm işlemlerinde bu alet çok işimize yaramaktadır. Bu artım burgusu; yaşı ölçülecek ağacın gövdesinin yerden 1.30 m yüksekliğindeki bölgesinde, ağacın gövdesine çevirmek suretiyle sokulur. Daha sonra halka kaşığı yardımı ile ağaca zarar vermeden bir yaş halkası çubuğu dışarıya çıkarılır. Ve bu çubuk üzerinden ağacın yıllık halkaları kolayca sayılır. Tabi bu işlemin daha birçok teknik ayrıntıları bulunmakta olup, burada kısaca anlatmaya çalıştık... Yan tarafta bir artım burgusu bölümleri ile birlikte gösterilmiştir.

Bazı ağaç türlerinin çok uzun yıllar yaşayabildiğini biliyor musunuz? Dünyanın saptanmış en yaşlı ağacı Sierra-Nevada'nın (Kaliforniya-ABD) kuzeybatı yamaçlarında denizden 3275 m. yüksekte yetişmiş bir çam ağacıdır. (Pinus longaeva) 1963-1964 yıllarında yapılan tespitlerle bu ağacın yaklaşık 4900 yıllık olduğu anlaşılmıştı. Bu ağaç günümüzde ne yazık ki yaşamıyor, insanoğlu'nun acımasız testeresinden kurtulmayı başaramadı...


 

 
Ağaç Nedir? PDF Yazdır e-Posta

Boyu en az 5 metre, çapı da 10 cm'den aşağı olmayan, dal sürgün ve yapraklarının oluşturduğu tepe tacını tek bir gövde üzerinde taşıyan, her yıl çap artımı yaparak kalınlaşan, sürgün vererek boylanan, hücrelerinin büyük bölümü odunlaşmış olan, uzun ömürlü bitkilere AĞAÇ denir...

Bir ağaç; temel olarak kök, gövde, dal ve yaprak olmak üzere 4 ana organdan oluşur. Bu organların biçim, boyut, yoğunluk, hacim, ağırlık, boy, çap, yıllık artım gibi özellikleri ağacı biçimlendiren temel özelliklerdir...

Bir ağacın yaşayıp gelişebilmesi için; ışık, sıcaklık, CO2, O2, su ve mineral madde gereklidir.


Ağaçların; topraktan su ve mineral maddelerini, havadan ise karbondioksiti almak, güneş enerjisini kullanarak organik madde üretmek, havaya oksijen vermek, canlılara besin ve barınak sağlamak gibi çok önemli işlevleri vardır. Ağaçlar bu işlevleri yerine getirirken çevrelerindeki canlı ve cansız tüm varlıklarla karşılıklı olarak birebir ilişki ve etkileşim halindedirler. Bu yüzden ağaçlar içinde bulundukları ekosistemler için vazgeçilmez elemanlardırlar. Ağaçların yok olması; yaşama ortamının bozulması ve iklimin olumsuz yönde etkilenmesi ve devamında yaşam zincirinin kopması, en sonunda da tüm yaşamın yok olması anlamına gelir...

Ağaçlar ışık, yer, su ve mineral maddeler yüzünden birbirleriyle amansız bir rekabet içerisine girerler. Bu rekabette baskın çıkabilmek ve dolayısıyla hayatta kalabilmek için tepe ve köklerini hızla geliştirmeye çalışır, gölgeye dayanıklı yaprak üretir, işlevini kaybeden organlarını (yaprak - dal - kök) terkeder, rakiplerini gölgeleyerek altetmeye çalışırlar. Bazı ağaç türleri (ceviz, meşe, huş, dişbudak, ıhlamur gibi..) kök ve yapraklarından salgıladıkları sıvı ve gazlarla komşu bitkilere zarar bile verebilirler...